Indirgani.CoM
Sistem saati: 23 May 2012, 16:26

Tüm zamanlar UTC + 3 saat





Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 15 ileti ] 
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Mevlid Kandili
İletiTarih: 03 Şub 2012, 02:21 
Çevrimdışı
AsXEcLiPsE

Kayıt: 01 Ağu 2008, 01:37
İleti: 3379
Konum: DERİN DEVLET
Mevlid Kandili (Kutlu Doğum)

Mevlid Kandili Nedir Anlamı bilgi ; İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen son ve en büyük peygamber, bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) 571 yılında Kameri aylardan Rebiü'l-evvel ayının 12. gecesi doğmuştur. Bu mübarek geceye "Mevlid Kandili" denir.

O'nun doğduğu çağda dünyanın her tarafında cehalet, zulüm ve ahlâksızlık almış yürümüş, Allah inancı unutulmuş, insanlık korkunç ve karanlık bir duruma düşmüş, dünya yaşanmaz hale gelmişti.

Sevgili Peygamberimizin tebliğ ettiği İslâm dini ile dünya aydınlandı, tek Allah inancı ile kalpler nurlandı. Eşitlik, adalet ve kardeşlik geldi. O'na inanan toplumlar gerçek huzura kavuştu. O'nun doğduğu gece, insanlığın kurtuluşu için çok hayırlı ve mübarek bir başlangıçtır.

Bu gece, müslümanlar arasında yüzyılllardan beri büyük bir coşku ile kutlanmakta, Sevgili Peygamberimiz derin bir saygı ile anılmaktadır. Büyük Türk Alimi Süleyman Çelebi tarafından yazılan ve asıl adı "Vesiletün'necat" olan mevlid kitabı O'nun doğumunu, üstünlüğünü ve mucizelerini en güzel bir şekilde dile getiren değerli bir eserdir.

Peygamberimizin doğum yıldönümlerinde okunan mevlidleri saygı ile dinlemek, O'nun mübarek ruhuna salât ve selâm okumak hiç şüphesiz büyük milletimizin Sevgili Peygamberimize olan engin sevgi ve bağlılığının bir ifadesidir.

Bununla beraber, O'nun ahlâk ve fazilet dolu hayatını öğrenmek ve kendimize örnek almak başta gelen görevlerimizdendir. Asıl o zaman O'nun sevgisini ve hoşnutluğunu kazanmış oluruz.
Yeryüzünü mânevî bir karanlık kaplamıştı.

Mevcudat, beşerin zulüm ve vahşetinden adeta mâteme bürünmüştü. Göz­yaşı döken gözler değil, ruh ve kalpler idi. Kalp ve ruhların keder, elem ve gözyaşına âlem de iştirak etmiş, sanki umumî yas ilan edilmişti!

Yeryüzü saadetin, sevincin ve huzurun kaynağı olan “tev­hid” inancından mahrumdu. Küfür ve şirk fırtınası, ruh­ları ve kalpleri kasıp kavurmuştu. Gö­nüllerde tek mâbud yerine, birçok bâtıl ilâh yer almıştı! Hakikî sahibini arayan ruhların feryadı ortalığı çınlatıyordu.

İnsanlar, birbirini yiyen canavarlar misâli vahşîleşmiş, küfür, şirk, cehalet ve zulüm bataklığında boğulmaya yüz tutmuşlardı. Zâlimin zulüm kamçısı al­tında mazlum inim inim inler hale gelmişti.

Âlem mahzun, varlıklar mahzun, gönüller mahzun ve simalar mahzundu.

Akıl, ruh ve kalpleri mânevî kıskacı altına alıp olanca kuv­vetiyle sıkan bu küfür ve şirke, bu dalâlet ve cehalete, bu hüzün ve sıkıntıya beşerin daha fazla katlanmasına Allah’ın sonsuz merhameti elbette müsaade edemezdi! Bütün bunlara son verecek bir zâtı, şefkat ve merhametinin bir eseri olarak elbette gönderecekti!

İşte, o zât geliyordu!

Dünyanın mânevî şeklini beraberinde getirdiği nurla değiştirecek eşsiz in­san, Allah’ın Son Peygamberi geliyordu!

Cin ve inse ebedî saadetin yolunu gösterecek Hz. Muhammed (a.s.m.) geli­yordu!

O An…
Kâinat, hürmet ve haşyet içinde Efendisini beklemekte idi. Her varlık, ken­disine mahsus diliyle, hal ve hareketiyle bu emsâlsiz insana “hoş-âmedî”de bu­lunmak üzere sevinç içinde hazır durumda idi.

Tarih: Milâdî 571, Nisan ayının yirmisi.
Fil Vak’asından elli veya elli beş gece sonra.
Kamerî aylardan Rebiülevvel ayının on ikinci gecesi.
Mekke’de mütevazı bir ev. Günlerden Pazartesi. Vakit, vakitlerin sultanı seher vakti.
Bu mütevazı evde ve bu eşsiz vakitte muazzam ve eşsiz bir hadise vuku buldu: Kâinatın Efendisi Hz. Muhammed (a.s.m.), dünyaya gözlerini açtı!
Bu göz açışla birlikte âlem, sanki birden elem ve mâtemini unutarak sürura garkoldu. Karanlıklar, ânında nurla yırtılıverdi. Kâinat, sevinç ve heyecan için­de adeta, “Doğdu ol saatte Sultan-ı Din Nura garkoldu semâvât-ü zemin” di­ye haykırdı.

O vahşet devrinde kâinat ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş âhirzaman Peygamberi Hz. Muhammmed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan değişimlerin en büyüğü idi.

İşte insanlığın akıl ve kalbinde düğümlenen "Necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?" sorularını, düğümlerini çözüp kâinatın Sahibini ilân ve ispat edecek bir zatın teşrifi sadece insanların ruh ve kalbinde değil, diğer varlıklarda, hattâ cansız eşyada bile yansımasını bulacaktı.

Doğudan batıya bütün âlemin nurlara büründüğü, İlâhi değişimin tecelli ettiği o gece neler oldu neler?

Yahudi ileri gelenleri ve âlimleri kitaplarında daha önce rastladıkları işaret ve müjdelerin açığa çıktığını gördüler. Kimsenin haberi olmadan en önce onlar bu müjdeyi verdiler.

O gece Yahudi âlimleri semâya bakıp "Bu yıldızın doğduğu gece Ahmed doğmuştur" dediler.(1)

Bîr Yahudi İleri geleni Mekke'de Peygamberimizin doğduğu gece, içlerinde Hişam ve Velid bin Muğire, Utbe bin Rabia gibi Kureyş ileri gelenlerinin bulunduğu bir toplantıda,
- "Bu gece sizlerden birinin çocuğu oldu mu?" diye sordu.
- "Bilmiyoruz" diye cevap verdiler.
Yahudi, "Vallahi sizin bu ihmalinizden iğreniyorum!
"Bakın, ey Kureyş topluluğu, size ne söylüyorum, iyi dinleyin. Bu gece, bu ümmetin en son peygamberi Ahmed doğdu. Eğer yanlışım varsa, Filistin'in kudsiyetini inkâr etmiş olayım. Evet, onun iki küreği arasında kırmızımtırak, üzerinde tüyler bulunan bir ben var" dedi.

Toplantıda bulunanlar Yahudinin sözünden hayrete düştüler ve dağıldılar. Her birisi evlerine döndüğünde bu durumu ev halkına anlattılar. "Bu gece Abdülmuttalib'in oğlu Abdullah'ın bir oğlu doğdu. Adını Muhammed koydular." haberini aldılar.

Ertesi gün Yahudiye vardılar:
"Bahsettiğin çocuğun bizim aramızda dünyaya geldiğini duydun mu?" dediler.
Yahudi "Onun doğumu benim size haber verdiğimden önce midir, sonra mıdır?" dedi.
Onlar, "Öncedir ve ismi Ahmed'dir" dediler. Yahudi, "Beni ona götürün" dedi.
Yahudi ile beraber kalkıp Hz. Âmine'nin evine gittiler, içeri girdiler.
Pegamberimizi Yahudinin yanına çıkardılar. Yahudi Peygamberimizin sırtındaki beni görünce, üzerine baygınlık geldi, fenalaştı. Kendine gelip ayıldığı sırada,

"Ne oldu sana, yazıklar olsun" dediler.

Yahudi, "Artık İsrailoğullarndan peygamberlik gitti. Ellerinden kitap da gitti. Artık Yahudi âlimlerinin kıymet ve itibarları da kalmadı. Araplar peygamberleriyle kurtuluşa ereceklerdir.

"Ey Kureyş topluluğu, ferahladınız mı? Vallahi size, doğudan batıya kadar ulaşacak bir güç, kuvvet ve bir üstünlük verilecektir" dedi.(2)

Kâinatın Efendisini dünyaya getiren bahtiyar annenin henüz dünyaya gelmeden görüp gördükleri çok manalıydı..

Peygamber Efendimize hamileyken rüyasında, "Sen, insanların en hayırlısına ve bu ümmetin efendisine hamile oldun. Onu dünyaya getirdiğin zaman 'Her hasetçinin şerrinden koruması için bir ve tek olana sığınırım' de, sonra ona Ahmed yahut Muhammed ismini ver."

Yine kendisinden çıkan bir nurun aydınlığında bütün doğuyu ve batiyi, Şam ve Busra saray ve çarşılarını, hattâ Busra'daki develerin uzanan boyunlarını gördüğünü Abdülmüttalib'e anlatmıştı.(3)

Aynı gece Hz. Âmine'nin yanında bulunan Osman ibn Âs'ın annesinin gördükleri de şöyle:

"O gece evin içi nurla doldu, yıldızların sanki üzerimize dökülecekmiş gibi sarktıklarını gördük."

Evet bu ulvî anı dile getiren Mevlid'in yazarı Süleyman Çelebi bütün bu hakikatleri şu beytiyle şiirleştirmiştir:

"Hem Muhammed gelmesi oldu yakin
Çok alâmetler belürdi gelmedin"

Rabiülevvel ayının 12. Pazartesi gecesi, yapılan hesaplamalara göre, Miladi takvime göre 20 Nisan'a denk gelen gece idi.

Dünyayı şereflendiren iki Cihan Serverinin üzerini o günün bir âdeti olarak bir çanakla kapattılar.

Araplara göre o zaman, gece doğan çocuğun üzerine bir çanak koymak ve gündüz olmadan ona bakmamak âdetti. Fakat bir de baktılar ki. Peygamber Efendimizin üzerine konulan çanak yarılarak ikiye ayrılmış, Efendimiz gözlerini gökyüzüne dikmiş, başparmağını emiyordu.(5)

Evet, bu işaret her türlü küfrün, zulmün, şirkin ve her türlü bâtıl inanç ve âdetlerin parçalanıp yok olması, imanın, nurun ve hidâyetin kâinatı aydınlatması için gönderilmiş bir Peygamber idi.

Aynı gece Kabe'de tapılmakta olan cansız putların çoğunun başaşağı devrildiği görüldü.

Aynı gece Kisra sarayının beşik gibi sallanıp on dört balkonunun parçalanıp yerlere düştüğü öğrenildi.

Sava'da mukaddes tanınan gölün suyunun çekilip gittiği görüldü.

Bin senedir yakılan ve söndürülmeyen mecusi ateşinin sönüverdiği müşahede edildi.

Bütün bunlar işaret ve alamettir ki, yeni dünyaya gelen zat ateşe tapmayı, puta tapmayı kaldırıp, Fars saltanatını parçalayarak Allah'ın izni olmadan kutsal tanınan şeylerin kutsallığını ortadan kaldıracaktır.(6)

İşte bu geceye Veladet-i Nebi gecesi diyor ve onun bütün kalbimizle, ruhumuzla her sene yeniden yâd edip kutluyoruz. Bütün kâinatla bu geceyi karşılayarak onun âleme teşrifine kıyam ediyoruz.
Getirdiği ebedi nura, açtığı saadet caddesine ve sünnet-i seniyyesine yeniden sımsıkı sarılmak ve Mevlid Kandilini vesile ederek ona yeniden biatimizi, bağlılığımızı tazelemek ne yüce bir şeref ve ne büyük bir saadettir.

Yüce Rabbim bizleri sevgili Resulünün şefaatine nail eylesin.

Mevlid kandilimiz Hayırlara vesile olsun inşallah..


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Mevlid Kandili
İletiTarih: 03 Şub 2012, 03:23 
Çevrimdışı

Kayıt: 15 Mar 2009, 14:16
İleti: 17
Sağol kardeşim. Çok güzel yazmışsın. Ben de Amin diyor, tüm inananların Mevlid Kandili'ni kutluyorum.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Mevlid Kandili
İletiTarih: 03 Şub 2012, 03:29 
Çevrimdışı

Kayıt: 27 Oca 2010, 23:36
İleti: 6
Allah tüm İslam Alemi nin bu gecesini mübarek eylesin İnşallah...


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Mevlid Kandili
İletiTarih: 03 Şub 2012, 11:44 
Çevrimdışı
Goker

Kayıt: 09 May 2008, 01:00
İleti: 24
Ben de bütün müslümanlarin Mevlid Kandili'ni kutluyorum...


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Mevlid Kandili
İletiTarih: 03 Şub 2012, 12:15 
Çevrimdışı

Kayıt: 14 Oca 2012, 11:53
İleti: 2
Allah bugünü hatirlayan ve hatirlatanlardan razi olsun tüm müslümanlarin kandili mübarek olsun.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Mevlid Kandili
İletiTarih: 03 Şub 2012, 13:10 
Çevrimdışı

Kayıt: 02 Ekm 2010, 01:02
İleti: 14
ALLAH tüm islam aleminin bu günün yüzüsuyu hürmetine DUALARINI kabul etsin.hasta olanlara acil şifa,borçlu olanlara borçlarını ödemek nasip olsun.AMİN


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Mevlid Kandili
İletiTarih: 03 Şub 2012, 13:46 
Çevrimdışı
Serhabun

Kayıt: 01 Ekm 2010, 18:25
İleti: 74
m.fansa yazdı:
ALLAH tüm islam aleminin bu günün yüzüsuyu hürmetine DUALARINI kabul etsin.hasta olanlara acil şifa,borçlu olanlara borçlarını ödemek nasip olsun.AMİN


Allah razı olsun


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Mevlid Kandili
İletiTarih: 03 Şub 2012, 14:10 
Çevrimiçi
cufucuf

Kayıt: 24 Arl 2008, 11:51
İleti: 137
Konum: yasak bölge
m.fansa yazdı:
ALLAH tüm islam aleminin bu günün yüzüsuyu hürmetine DUALARINI kabul etsin.hasta olanlara acil şifa,borçlu olanlara borçlarını ödemek nasip olsun.AMİN

Amin, Amin, Amin...


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Mevlid Kandili
İletiTarih: 03 Şub 2012, 14:21 
Çevrimdışı

Kayıt: 23 Eyl 2010, 10:06
İleti: 6
allah razı olsun tüm islam aleminin kandili mubarek olsun


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Mevlid Kandili
İletiTarih: 03 Şub 2012, 15:46 
Çevrimdışı

Kayıt: 26 Mar 2009, 20:19
İleti: 18
Tüm İslam Aleminin Kandilini kutlar nice kandiller görmek nasip olması dileklerimle


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Mevlid Kandili
İletiTarih: 03 Şub 2012, 19:20 
Çevrimdışı
nihavend

Kayıt: 07 Eyl 2008, 00:06
İleti: 52
Tüm islam aleminin kandili mübarek olsun.Allah islam düşmanlarından müslümanları korusun.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Mevlid Kandili
İletiTarih: 03 Şub 2012, 21:27 
Çevrimdışı

Kayıt: 17 Arl 2011, 17:35
İleti: 11
Tüm İslam Alemi'nin Mevlid Kandili'ni kutluyorum. Hayırlara vesile olmasını dilerim. Dualarınız kabul olsun. Mübarek olsun...


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Mevlid Kandili
İletiTarih: 03 Şub 2012, 22:39 
Çevrimdışı
karambu1

Kayıt: 23 Oca 2009, 01:27
İleti: 1354
Konum: istanbul
Sizinde Kandiliniz mübarek olsun.Allah sağlık ve sıhhat versin.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Mevlid Kandili
İletiTarih: 04 Şub 2012, 00:13 
Çevrimdışı

Kayıt: 09 Arl 2008, 17:58
İleti: 22
Saol kardeşim.Hepimizin kandili mübarek olsun


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Mevlid Kandili
İletiTarih: 04 Şub 2012, 01:32 
Çevrimiçi
engin acar

Kayıt: 20 Nis 2010, 02:14
İleti: 52
Her kezin mevlid kandili mübarek olsun hayırlı kandiller.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 15 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz